Kore’deki yolculuğunuz bir adımla başlar. O adımı birlikte atalım.

?? Kore’de Bayramlar: Seollal ve Chuseok’u Zamanla Anlamak

🎎 Seollal’ı İlk Kez Yaşadığım Gün

Seollal’ın ne olduğunu bilmiyordum diyemem. Ay takvimi, yeni yıl, hanbok, aile buluşmaları… Bunlar kulağıma çalınmıştı, hatta birkaçını internetten de okumuştum. Ama ne zaman ki o gün gelip çattı, marketler erkenden kapanıp sokaklar sessizleşti, işte o zaman fark ettim: Bildiğimi sandığım şeyin aslında sadece yüzeyinde durmuşum.

Arkadaşlarım çoktan valizlerini toplamıştı, tren bileti bulmak zaten günler öncesinden imkânsız hale gelmişti. Şehir yavaşlıyordu ama içimde garip bir hız vardı. “Bir şeyler oluyor” diyordum kendi kendime. Ama o gün sanki bana ait değildi. Sessizliğin içine girememiştim, kapının dışında kalmış gibiydim.

🕯️ Charye Töreni ve Sessiz Bağlar

Zamanla öğrendim ki Seollal sadece bir takvim değişimi değilmiş. Sabahın erken saatlerinde evlerde kurulan o özel masa, aslında geçmişle kurulan bir köprüymüş. Bu törene Charye (차례) deniyor. Sofra özenle hazırlanıyor, her tabak belirli bir sıraya göre diziliyor. Ardından aile bireyleri tek tek eğilerek hayatını kaybetmiş büyüklerine selam veriyor.

İlk kez böyle bir törene tanık olduğumda sessizliğin içindeki o yoğunluğu hissettim. Kimse konuşmuyordu ama aslında çok şey söyleniyordu. Anlam, kelimelerle değil, içten gelen bir bağla kuruluyordu.

🍲 Dduk-guk: Bir Kâse Çorbayla Yaş Almak

Törenin ardından birlikte sofraya oturuluyor. İlk gelen yemek: dduk-guk. Pirinç kekiyle yapılan bu sade çorba, yeni yılda bir yaş daha büyümeyi simgeliyor. Beyazlığı saflığı, ince dilimlenmiş pirinç keki ise uzun ömrü temsil ediyor.

O sıcak kâseyi ilk kez ellerime aldığımda içimde hafif bir heyecan vardı. “Bu sadece bir çorba değil,” dedim içimden. İçinde bir gelenek, bir başlangıç ve sessizce kabul edilme hissi vardı.

🧧 Sebae: Saygının Zarfa Sığan Hali

Seollal sabahlarının bir diğer ritüeli de sebae. Küçükler büyüklerin karşısında diz çökerek selam veriyor. Sessiz ama derin bir saygı ânı bu. Gelenek, sevgi ve bağlılığın vücut bulmuş hali. Büyükanne ya da büyükbaba, bu selamın karşılığında bir zarf içinde sebaetdon (harçlık) verir.

İlk kez ben de o zarflardan birini aldığımda, içimde küçük bir kıpırtı oldu. İçindeki paradan çok, o zarfta “sen de artık bu ailenin bir parçasısın” mesajı vardı sanki.

🌕 Chuseok: Sonbaharın Ortasında Paylaşmak

Seollal’ı anlamaya başlamışken sonbahar geldi ve bu kez Chuseok’la tanıştım. Hava serinlemişti, gökyüzü daha parlaktı. Yine valizler hazırlandı, tren biletleri tükendi, şehir yavaşladı. Ama bu sefer ben sadece izlemiyordum. Neler olacağını artık az çok biliyordum.

Chuseok (추석), ay takvimine göre 8. ayın 15. günü kutlanan bir hasat bayramı. Paylaşmanın, teşekkür etmenin, doğaya ve emeğe saygı duymanın günü. Sabah yine Charye yapılır, ancak bu kez sofralarda mevsim sebzeleri ve meyveleri yer alır. Bazı aileler mezarlıklara gidip seongmyo (성묘) yapar; mezar başı temizlenir, eğilerek selam verilir.

O günlerde sessizlik yine başroldedir. Ama bu sessizlik boşluk değil; bir hatırlayış, bir kabul hâlidir.

🥟 Songpyeon: Dilekleri Hamurla Yoğurmak

Chuseok’un en tatlı tarafı kuşkusuz songpyeon’dur. Ay şeklindeki minik pirinç keklerinin içine kestane, susam ya da kırmızı fasulye konur. Ama asıl güzellik, bu tatlıların hep birlikte hazırlanmasındadır. Hamur yoğrulurken herkes bir dilek tutar. “Songpyeon’un güzel olursa, yılın da güzel geçer,” denir.

İlk kez o hamura dokunduğumda, ellerim beceriksizdi ama kalbim sıcacıktı. Şekil vermekte ne kadar başarısız olsam da, o anda hissettiğim aitlik duygusunu hiç unutmadım.

🎁 Hediye Kutuları: Ton Balığıyla Gönderilen Sevgi

Bayram öncesinde marketler renklenir. Özel hediye stantları açılır. Sabun, çay, zeytinyağı, hatta ton balığı bile çıkar bu kutuların içinden. İlk gördüğümde gülmüştüm, “Ton balığı mı cidden?” diye. Ama sonra anladım; bu kutular aslında “aklımdasın” demenin bir yoluymuş.

Burada önemli olan hediyenin değeri değil, ardındaki düşünce. Belki o sabun sadece sabundur ama biri onu özellikle senin için seçtiyse, anlamı bambaşka olur.

💬 Bayramda Dışarıdan İçeriye

Kore’deki ilk bayramlarımda ne yapılır, nasıl hissedilir, hiçbirini tam bilmiyordum. Bayramın içindeydim ama bir yandan da dışında gibiydim. Kalabalıkların uzağında, mutfağında hiçbir şey pişmeyen evimde, kendi kendime “Bugün bir şeyler oluyor ama bana değil,” diyordum.

Ama zamanla fark ettim: Kore’de bayram sadece sofralarda değil. Birinin sana sessizce uzattığı bir çayda, market reyonunda düşünerek seçilmiş bir kutuda ya da “yanıma otur” diyen bir bakışta yaşanıyor.

Hâlâ her ritüeli eksiksiz bildiğimi söyleyemem. Belki dduk-guk’un pirincini hâlâ eşit kesemiyorum. Ama artık Seollal geldiğinde o gün benim için sadece tatil değil. Ve Chuseok sabahı doğan güneş, bana da bir şey söylüyor.

Çünkü ait hissetmek, bazen sadece anlamaktan geçiyor.
Ve bayram, nerede olursan ol… bir gün içine siniyor.

Share the Post:

Related Posts