Kore’deki yolculuğunuz bir adımla başlar. O adımı birlikte atalım.

Bir Bavul, Bir Hayal: Kore’de Yeni Bir Başlangıç ?

Bir Valiz, Bir Hayal: Kore’de Yeni Bir Başlangıç 🎒💭

Kore’ye ilk kez geldiğimde valizimde sadece kıyafetler yoktu. İçimde bir sürü duygu taşıyordum aslında: heyecan, biraz korku, bolca merak… Ve o meşhur soru: “Acaba alışabilir miyim?” Farklı bir ülke, bambaşka bir kültür, bilmediğim bir dil… Ama içimde hep aynı ses vardı: “Bir şekilde yolunu bulursun.”

Yıllardır ekranlarda izlediğim o renkli hayatın tam ortasındaydım. Hem hiçbir şey bilmiyor gibiydim, hem de sanki her şeyi önceden tanıyordum. Ama gerçek hayat, dizi sahneleri gibi akmıyordu. Markette raflar arasında kaybolmak, adres sistemine alışmaya çalışmak, telefon hattı açtırırken “umarım anlar beni” diye içimden dua etmek… Her şey yepyeniydi ve bazen fazlasıyla yorucuydu.

İşte tam da bu yüzden KoStep’i kurmak istedim. Çünkü yalnız olmadığını bilmek, birilerinin aynı yollardan geçtiğini duymak insana iyi geliyor. Birinin “gel, ben yaşadım, şimdi sana anlatayım” demesi bazen çok şey değiştiriyor.

Bu yazıda sana süslü bilgiler, resmi açıklamalar sunmayacağım. Sana gerçek deneyimlerimi anlatacağım. Neler kolaydı, neler zordu, neye alışmak zaman aldı… Belki şu an sen de valizini topluyorsun. Belki çoktan geldin ama hâlâ yabancılık hissi geçmedi. O zaman gel, biraz dertleşelim.

          

Dil Bilmeden Yaşamak 🤐

Korece bilmeden Kore’ye taşınmak biraz cesaret işi, evet. Ama sanıldığı kadar da korkutucu değil. ingilizceyle her şeyi halledebilirsin diye düşünüyorsun başlarda, ama bazen sadece cevap olarak bir gülümseme veya boş bir bakış aldığında işlerin sarpa sarmasının an meselesi olduğunu da anlıyorsun. Marketteki çalışanla göz göze gelip birlikte gülümsediğinizde anlıyorsunuz ki ikiniz de tam olarak ne olduğunu anlamamışsınız. İnsanlar yardımseverdi ama genelde çekingen. Ama insan bir şekilde anlaşmayı öğreniyor. El kol hareketleri, çeviri uygulamaları, bazen de sadece gülümsemek yetiyor.

Zamanla öğrendiğim şey şu oldu: dil bilmiyorsan bile samimiyet konuşuyor. Hele ki bir yerden sonra garson sana “bugün de mi geldin?” bakışı atıyorsa, tamamdır. Artık yabancı gibi hissetmezsin.

 

Dönemeçli Ama Tatlı Yollar 🚇

Kore metrosu… Başta bir labirent gibi geldi bana. Her şey düzenli ama bir o kadar da karmaşık. Çıkış numarası diye bir şey var mesela başta kulağa önemsiz geliyor, ama aslında gideceğin yere ulaşmanın püf noktası buymuş.

İlk haftalar yönümü bulmakta zorlandım. Duraklar birbirine benziyor, tabelalar bazen sadece Korece. Ama bir süre sonra anlıyorsun ki bu sistemin kendi içinde şahane bir mantığı var. Şimdi hangi durakta, hangi vagona binmem gerektiğini ezbere biliyorum. Çünkü bazı çıkışlar belirli vagonlara daha yakın. İşte o noktaya geldiğinde diyorsun ki: “Tamam ya, ben buraya alıştım.”

Yerin altındaki bu karmaşa, zamanla yerini tanıdıklığa bırakıyor. Başta Tetris gibi gelen yollar, bir bakmışsın ki ezberin olmuş.

Tabii sadece metroya alışmak yetmiyor. Günlük hayatın diğer parçaları da aynı şekilde seni sınavdan geçiriyor.

Mesela ev bulmak. Ya da kargonun ne zaman geleceğini takip etmek. Elektrik, su, internet işleri… Başta hepsi “nereden başlanır ki?” dedirtiyor insana. Ama bir kez o uygulamaları öğrenince, her şey sırayla oturuyor yerine. Önce zor gibi görünen o işler bile rutine dönüşüyor.

Merak etme, tüm bu adımları tek tek paylaşacağım seninle. Çünkü dedim ya  burada yalnız değilsin. Aynı yollardan geçtik, şimdi o yolları beraber yürüyelim.

 

Sessizlikle Başlayıp Gülümsemeyle Devam Eden Sosyal Hayat 👭

İlk zamanlar kendi kendime şöyle dediğimi hatırlıyorum: “Kimse konuşmuyor… Galiba biraz soğuk insanlar.” Ama zamanla anladım ki bu soğukluk değilmiş bu, aslında saygıymış. Koreliler tanımadıkları insanlara karşı mesafeli başlıyorlar. Ama o ilk mesafeyi aştığında, bir bakıyorsun ki içlerinde kocaman bir samimiyet saklıymış.

Özellikle yaşlılar çok meraklı. Hemen klasik sorular gelir: “Nerelisin?” “Neden geldin?” “Kore dizileri mi? BTS mi?” 😄Ama dur, daha bitmedi… Bir de şu efsane ikili var: “Kaç yaşındasın?” ve “Evli misin?” Çünkü bu soruların arkasında yatan gizli bir gündem var: çöpçatanlık! Herkesin mutlaka evlendirmek istediği bir çocuğu, torunu ya da uzaktan bir yeğeni vardır. Bu tarafları biraz geleneksel, ama o kadar tatlı ki, bazen seni gerçekten aileden biri gibi görüyorlar.

Hatta bazen Korece bilmediğini fark edince daha da hevesleniyorlar anlatmaya. Sana güveniyorlar: “Anlarsın sen, dinle biraz daha.”

Bazen bir bakıyorsun, aynı ülkeden biriyle karşılaşıp yılların sohbetini bir kahve eşliğinde ediyorsun. Bazen de bambaşka bir kültürden biriyle oturup ortak duygulara şaşırıyorsun. “Ben de aynı şeyi yaşadım” cümlesi, dili ne olursa olsun insana çok iyi geliyor.

Bu yeni sosyal çevre, ilk başta seni biraz zorlar gibi görünse de… Sonra hayatına öyle güzel dokunuyor ki, iyi ki diyorsun. Gerçekten, iyi ki.

Alışınca Tatlı Gelen Kültür Farklılıkları 🎎

Kore’de hayat, küçük detaylarla seni şaşırtarak başlıyor. Ama bir bakmışsın, o şaşkınlıklar tatlı alışkanlıklara dönüşmüş.

Mesela burada insanlar yaşa göre hitap ediyor. Bizdeki abla, abi, teyze, dayı gibi… ama Korece versiyonlarıyla: unnioppaajummaajusshi. İlk başta kulağa garip geliyor, kimse sana adınla hitap etmiyor çünkü. Ama sonra biri sana unni/oppa demediğinde eksik hissediyorsun 😄

Bir de hoching diye bir sistemleri var. Bu, saygı ve hiyerarşiyle ilgili çok temel bir kavram. Yaşa, konuma, kıdeme göre davranmak burada çok önemli. Bu yüzden bazen biri sana fazla resmi davranıyor gibi gelebilir ama aslında bu tam anlamıyla saygı göstergesi.

Kapalı alanlarda insanlar çok sessiz. Otobüste yüksek sesle konuşmak neredeyse tabu. Hatta telefonla bile fısıltıyla konuşuluyor. Başta “bir şey mi oldu?” diye düşünüyorsun, sonra sen de aynı şekilde konuşmaya başlıyorsun.

Bir de teknoloji… O kadar pratik çözümler var ki! Kıyafetler için özel kurutma makineleri, kapılar için dijital şifre sistemleri, restoranlarda masa üstü çağırma zilleri… İlk gördüğünde “vay be” diyorsun. Ama sonra o kadar doğal hale geliyor ki, başka ülkede eksikliğini hissediyorsun.

Tüm bu farklılıkları ilerleyen yazılarda detaylı detaylı anlatacağım zaten. Şimdilik sadece bir pencere araladık diyelim. Çünkü…

Bunlar sadece başlangıç… Daha keşfedecek çok şey var, birlikte öğrenmeye devam.

Share the Post:

Related Posts